0546 585 2381

[email protected]

Atomu Bulan Materyalist Filozof: Demokritos ve Felsefesi

“Hekimlik, bedenin kötülüklerini; bilgelik ise ruhun kötülüklerini iyileştirir.

Demokritos

Sokrates öncesi dönemin en etkin filozoflarından birisi olan Demokritos, M.Ö. 460-370 yıllarında yaşamış Trakya kökenli Yunan filozofudur. Demokritos, maddenin yapısını anlamaya çalışan ve yaşadığımız Dünyayı bilim yoluyla açıklama peşinde olan insanlardan biriydi. Yaptığı doğa gözlemleri sonucunda, evrendeki maddelerin yok olmadığını sadece form değiştirdiğini fark etmiş olan Demokritos, yaptığı derinlemesine incelemeler sonucunda evrendeki bütün maddelerin, en küçük yapı taşlarının atomlardan oluştuğunu tespit etmiştir. Ona göre atomlar, ezelî ve ebedîdirler ve sayıca sonsuzdurlar; parçalanamazlar, kendi içlerinde boşluk içermezler, yekpare ve yalındırlar. Bu yüzden de dağılıp gitmezler.

O günün şartları göz önünde bulundurulduğunda Demokritos’un bu buluşu devrim niteliğindeydi ve kuvvetle muhtemel -atomların gözle görünür olmamasında kaynaklı olarak- o dönemde insanlar üzerinde çok bir etki yaratmamıştı. Ancak bugün maddenin atomlardan oluştuğu bilimsel bir gerçeklik kazanmıştır. Bu konuyla ilgili ‘Sofi’nin Dünyası’ adlı eserinde Jostein Gaarder, Demokritos’u haklı çıkartarak şöyle yazmıştır:

“Bugün artık Demokritos'un atom öğretisinin doğru olduğunu söyleyebiliriz.
Doğa gerçekten birbiriyle birleşip sonra birbirinden ayrılan atomlardan oluşmaktadır. Burnumun en ucundaki bir hücrede yer alan bir hidrojen atomu, bir zamanlar bir filin hortumunda bulunmuş olabilir. Kalp kasındaki bir karbon atomu, bir zamanlar bir dinozorun kuyruğunda yer almış olabilir.”

Maddenin özünü açıklayıcı bu tür fikirleri ile Demokritos’un aslında bugünkü materyalizmin de temellerini attığı düşünülmektedir. Demokritos, bu yönüyle idealizm felsefesinin karşısında bir duruş sergilemiş ve bilinenlerin ötesindeki ‘öteki âlem’ fikrini bir masal ve mit olarak kabul ederek başta Platon olmak üzere kendinden sonra gelen birçok idealist filozofun tepkisini çekmiştir. Bu bağlamda idealist filozofların yeni bir başlangıç olarak kabul ettiği ölüm olgusu hakkında da Demokritos şunları söylemiştir: “ölümlü canlı doğanın yok olmaya mahkum olduğunu bilmeyen kimi insanlar, hayatlarını öbür dünyaya ait yalanlar uydurmakla, sıkıntı ve korku içinde geçirirler.” Bu yönüyle Demokritos, herhangi bir dine inanmayı de reddetmiştir. Hatta kendisi ruh denilen kavramın bile aslında atomlardan oluştuğunu söylemiş ve bir insan öldüğü zaman ruhunun toz zerreleri halinde havaya dağıldığını iddia etmiştir. Bir rivayete göre bu türden görüşleri nedeniyle Platon, kendisinin kitaplarını toplatıp yakmak istemiş, daha sonra çevresindekiler onu bu fikrinden vazgeçirmiştir.

Demokritos, düşünceleri ile her ne kadar idealizm karşıtı bir tavır sergilese de, ahlak anlayışında idealist bir tutum benimseyerek bilgeliğin ve erdemli bir yaşam sürmenin insanı mutlu edeceğine inanmıştır. Bu bağlamda o, hayatı bütün olumsuzluklarına rağmen sırtlayıp götürmeyi savunmuş; bilgece, ölçülü ve dengeli yaşamak gerektiğini vurgulamıştır. Ancak Demokritos böyle bir yaşam stilinin de ancak ev ancak eğitim ve iyilikle insana kazandırılabileceğini söylemiştir. O, erdemli olmanın, yasa ya da baskı yoluyla mümkün olamayacağını, ancak eğitim yoluyla gerçekleşeceğini iddia etmiştir. Zira Demokritos, haksızlık yapmaktan sadece yasa ve baskılarla alıkoyulan bir kişinin gizlice suç işleyeceğini düşünmüştür. Buna karşılık, iyilikle ve eğitim sayesinde ikna edilerek ödevlerini yerine getirme yoluna sokulan bir kimsenin, ne gizli ne de açık bir haksızlıkta bulunacağını söylemiştir.

“Gerçekten mutlu sayılacak bir yaşam nasıl kazanılır? Böyle bir yaşam nerede bulunabilir?” soruları üzerine de kafa yoran Demokritos, ahlaklı ve erdemli olmanın, mutlu yaşayabilmek için bir araç ve de yol gösterici olduğunu savunmuştur. Ayrıca ona göre, tutkuların tutsağı halini gelmiş birisi, er ya da geç mutsuz olacaktır. Böyle bir yaşam tarzını akıllıca da bulmayan Demokritos, akıl ile tutkuları birbirlerine zıt unsurlar olarak nitelendirmiştir. Bu bağlamda o, tutkularını, aklı ile dizginleyebilen ve davranışlarında, istek ve arzularında ölçülü yaşamayı bilen kimsenin mutlu olabileceğini iddia etmiştir.

Demokritos, insanın ‘ölçülülüğü’ bilmesini ve bulmasını sağlayacak olan unsurun da düşünme yetisi ve akıl olduğunu savunmuştur. Ona göre akıllı olmak insana; elinde olanın değerini bilmeyi ve bundan sevinç duymayı; elinde olmayan şeyleri istememeyi, bunların peşine düşmek yanılgısından kurtulmayı sağlamaktadır. Burada Demokritos’un akıllı olmaktan kast ettiği husus, kişilerin hal veya duygulardan gelen aşırılıklara kapılmamalarıdır. Bu yüzden de Demokritos, şiddetli ve tutkulu olan hiçbir şeyden hoşlanmamış, hatta insan yaşamındaki cinselliği dahi, insanı insan olmaktan çıkartan bir eylem olarak görmüştür.

Faydalanan Kaynaklar:

Russell, Bertnard (2016). Batı Felsefesi Tarihi Cilt 1. Çeviren: Ahmet Fethi. İstanbul: Alfa Yayıncılık.

Jostein, Gaarder (2017). Sofi’nin Dünyası. Çeviren: Sabir Yücesoy. İstanbul: Pan Yayıncılık

Zack, Naomi (2019). A’dan Z’ye Felsefe. Çeviren: Şükrü Alpagut. İstanbul: Say Yayınları.

Yorumlar

Görüntülenecek mesaj yok

Benzer içerikler

  • umitakcakaya.com
    Yükleniyor