0532 585 2381

[email protected]

Diyalektiğin Kurucusu Herakleitos ve Felsefesi

“Karşıt olan şeyler bir araya gelir ve uzlaşmaz olanlardan en güzel uyum doğar.”


Herakleitos

Herakleitos, M.Ö. 500 civarında bugün İzmir ilimiz sınırlarındaki Efes’te soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve burada yaşamını sürdürmüş ve burada ölmüş, Sokrates öncesi filozoflardandır. Herakleitos’un felsefe tarihindeki önemi Batı felsefesinde dinamik bir felsefi sistem ortaya koyan ilk kişi olmasıdır. Her şeyin sürekli değiştiğini ve evrenin ana maddesinin -arkhesini- ateş olduğunu iddia etmiş olması Herakleitos’un öne çıkan görüşleri arasındadır. Herakleitos, evrenin başı sonu olmayan bir süreç boyunca sürekli değişmekte olduğunu ve değişim yasasının her şeyi kapsadığını iddia etmiştir. Ancak ona göre insan, kısıtlı algılaması nedeniyle evrende değişmeyen bir şeylerin olduğu yanılgısına düşmektedir; oysa evrendeki değişim, belli bir ölçü ve düzende meydana gelmektedir. Herakleitos, değişimin arkasındaki bu güce ‘logos’ adını vermiştir. Ona göre ‘logos’; mutlak akıl, düzen ve yasa anlamına gelmektedir.

Siyasi konularda da görüş bildirmiş olan Herakleitos’un insan aklını küçümseyen bir yanı bulunmaktadır ve insanların çoğunluğunu akıllı varlıklar olarak görmemiştir. Bu nedenle demokrasi karşıtı ve aristokrasi taraftarıdır. Ona göre çoğunluk, değişimin arkasındaki nihai ölçü olan logosu göremez ve bunu ahlaki eylemlerine bir ölçüt olarak kullanamaz. Ayrıca Herakleitos’a göre insanların çoğunluğu hayvanlar gibi yaşayan topluluklardır; hayvanlar gibi doğarlar, çocuk yapar ve ölürler; yaşamlarını yüksek bir gayeye adayamazlar. Ancak o, az sayıda da olsa aklını kullanabilen insanların, çoğunluğun içerisinden sıyrılabileceğine ve yaşamlarını büyük bir amaca adayıp ‘logos’un peşinde bir yaşam sürebileceğine de inanmaktadır. Ona göre böyle bir anlayış ve yaşam tarzı, bu insanları ‘eudaimonia’ya yani mutlak mutluluğa ulaştıracaktır. Bu bağlamda Herakleitos, mutluluğun içsel bir kaynaktan geldiğini vurgulamıştır ve ona göre mutluluğa ulaşmak, insanın kendi çabası ile olmaktadır. Bu çabanın da muhakkak logosa ulaşıp ‘ölçülülük’ yasasına uymakla mümkün olabileceğini savunmuştur.

Herakleitos, evrende var olan her şeyin bir zıttı -karşıtı- olduğunu da iddia etmiştir ve bu yönüyle diyalektik yöntemin kurucusu olarak kabul görmektedir. Ona göre varlıkların, var olarak kalmasının temel koşulu zıt unsurlardan meydana gelmiş olmalarıdır ve hiçbir varlık zıttı olmadan tanımlanamaz. Diğer bir deyişle siyah, beyaz ile; iyi, kötü ile; sıcak, soğuk ile değerlendirildiği zaman anlam kazanmaktadır. Fakat Herakleitos, hiçbir varlığı mutlak manada iyi veya kötü olarak tanımlamamıştır. O, iyilik ve kötülük gibi kavramların göreceli kavramlar olduğunu iddia etmiştir. Ancak Herakletitos’a göre varlıklar karşıtların savaşı sayesinde sürekli bir değişim halindedir; hatta O, bu durumu meşhur bir cümlesiyle şu şekilde ifade etmiştir: “Bir nehirde iki kere yıkanılmaz. Çünkü o nehir aynı nehir değildir, o kişi aynı kişi değildir”.

Herakleitos’un bilgi anlayışında duyular akıl rehberliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü ona göre akıl rehberliği olmadan duyularımız bizi görünüşe ve değişime tabi olan bilgilere götürecek fakat gerçek bilgiye ulaştıramayacaktır. Bu bilgiden hareketle Herakleitos, gerçek bilginin akıl rehberliği ile ulaşılan logosun bilgisi olduğunu savunmuştur. Fakat ona göre logosun bilgisi sadece teorik bir bilgi değildir; hayatın amacını sorgulamada ve ahlaki bir yaşam sürmede ölçü olabilecek pratik bir bilgidir.

Herakleitos’la ilgili öne çıkan diğer bilgiler şu şekildedir:

- Herakleitos açık sözlülüğü ile bilinen bir filozoftur, insanların kusurlarını sert sözlerle yüzlerine söylemekten çekinmemiştir. Hatta onun bu özelliği ile ilgili Nietzsche: "Dünya her zaman doğruya muhtaçtır, o halde her zaman Herakleitos'a muhtaçtır." sözünü söylemiştir.

- Herakleitos, soylu ve yönetici bir konumda olan bir aileden gelmesine rağmen devlet yönetimi ile ilgilenmemiştir. Hatta yönetici görevi babadan kendisine geçecekken o, bu görevi kardeşine bırakmıştır.

- Herakleitos, öldükten epey bir süre sonra Sokrates’in bir arkadaşı Herakleitos'un yazılarına incelemesi için kendisine vermiş ve sonra ona ne düşündüğünü sormuştur. Sokrates okuduklarından yola çıkarak şöyle demiştir: "Anladıklarım mükemmel şeyler; öyle sanıyorum ki anlamadıklarım da mükemmeldir."

- Herakleitos’a göre Dünya tektir ve onu ne bir tanrı ne de bir insan yaratmıştır; o, kendi yasasına göre tutuşan, kendi yasasına göre sönen ebedi bir ateştir ve hep öyle kalacaktır. Herakleitos, bu sözleriyle her ne kadar ateist olduğu kanısına varılsa da onun tanrıya inanıp inanmadığı tartışmalı bir konudur; bu konuda farklı zamanlarda tutarsız sözler söylemiştir. Örneğin başka bir yerde "tanrı gece ve gündüz, kış ve yaz, savaş ve barıştır" şeklinde bir söz söylediği de bilinmektedir.

- Herakleitos’a göre evrende yasayan da ölen de, uyuyan da uyanık olan da, genç de yaşlı da aynı şeylerdir. Her biri yer değiştirir ve öteki olur.

- Herakleitos, insanların tutkularının kölesi olduğunu, evrende daima bir çatışmanın var olduğunu bu yüzden de savaşmanın toplulukların gelişimi için gerekli olduğunu ama en büyük savaşın insanın kendi içinde olduğunu iddia etmiştir. Ona göre: “Savaş her şeyin babasıdır. O, bazılarını tanrı bazılarını insan yapar, bazılarını köle bazılarını özgür kılar”

- Herakleitos bir gün sokakta çocuklarla oynamaktadır. Onu gören devlet görevlileri, kocaman adamın çocuklarla oynamasını şaşkınlıkla izlerlerken, bunu fark eden Herakleitos onlara dönüp; "Ne bakıyorsunuz sefiller, sizinle devlet yönetmeye çalışmak burada çocuklarla oynamaktan daha mı mantıklı?" cevabını vermiştir.

- Zaman ve yaşamın anlamı kavramları konusunda Herakleitos’un oldukça ilginç bir benzetmesi bulunmaktadır: "Zaman, dama oynayan bir çocuktur; hükümdarlık gücü, bir çocuğun gücüdür.” diyerek varoluşta mantık ve nedensellik aramanın anlamsız olduğuna vurgu yapmıştır.

- Herakleitos özellikle yaşamın son yıllarında yalnız bir yaşam sürmüştür ve yaşadığı süre boyunca yöneticilerle, yakınlarında olanlarla hiç anlaşamamıştır. Sonunda dağlara çekilmiş ve bitkilerle beslenerek münzevi bir yaşam sürmüştür. Gövdesinin büyük kısmı su toplayarak ödem kaplayınca kente inmiş, iyileşmek amacıyla kendini bir gübreliğe gömmüş ve altmış yaşında ölmüştür.

Doğadaki çatışma ve yaşamdaki diyalektiğe dair Herakleitos’un söylediği son bir alıntı ile bitirelim:

“Doğa kendini gizlemeyi sever. Gizli olanı kavramak içinse gözler ve kulaklar yetmez. Bakın Artemis'e, hayatın ve ölümün tanrıçasına; bakın lir ve yay tanrısı Apollon'a, gerilimden meydana gelen ahenk tanrısına. O hayatın diyalektiğidir; o zıtların birliğidir ve o dünyanın gizidir. Bunu kavramak için insanın ruhunu eğitmesi koşuldur ve eğer insan ruhunu eğitmemişse gözler ve kulaklar o insan için kötü tanıklardır. Hakikat düz bir görme ve duymaya kendini açık etmez. Bir kez görüp de o görülen şeyin üzerine eğilip düşünülmedikçe, görünüşlerden hareketle gerçeğe doğru yönelmek mümkün olmaz."


Faydalanılan Kaynaklar:

Ahmet Arslan (2013). İlk Çağ Felsefe Tarihi 1. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
Cengiz Çakmak (2005). Fragmanlar – Herakleitos. İstanbul: Kabalcı Yayınları
https://www.felsefen.com/herakleitos-kimdir/

Ümit AKÇAKAYA
Uzm. Psikolojik Danışman 

Yorumlar

Görüntülenecek mesaj yok

Benzer içerikler

  • umitakcakaya.com
    Yükleniyor