0546 585 2381

umitakcakaya@gmail.com

Düşüncelerinize dikkat edin kaderiniz olur

"Markette kasa kuyruğunda bekliyordu ve gereksiz vakit kaybettiğini düşündüğünden iyiden iyiye stres olmuştu. Önünde, ürünlerini kasiyere okutan bir bey vardı yalnızca...Bir hışımla arkasından gelip önüne geçen başörtülü, orta yaşlı bir kadın, kasaya müdahale ederek çabucak birkaç ürünü okutmaya çalıştı. Ne olduğuna anlam veremeyen kasiyer, kadının geçirmeye çalıştıklarının kasadaki müşterinin ürünleriyle karışacağını düşündüğünden; "bi dakka!" deyip kadına sinirli bir bakış attı... O esnada belli etmemeye çalıştı ama kadına kasiyerden daha çok sinirlenmişti, içinden kadının ne cahilliğini bıraktı ne de görgüsüzlüğünü...' böylelerini markete bile sokmayacaksın aslında' diye geçirdi aklından.

Sonra fark etti ki kasadaki bey kadının eşiymiş ve eve aldığı ürünlerine ekleme yapmak istemiş. Kadının niye bu kadar aceleci davrandığı da geçirmeye çalıştığı ürünler görününce anlaşıldı. Kadın pedleriymiş, utancından kimseye göstermeden hemencecik geçirmek istemiş.

Olayı tam manasıyla anlamadan zihninden otomatik olarak geçirdiği yargılardan ve hakaretlerden çok utandı. Sanki içinde bazı kişilere karşı ön yargılı, ilkel ve kaba bir ses konuşuyordu, bu kendisine yakıştıramadığı yabancı bir sesti, kaynağı ise yetiştiği kültürden başka bir şey değildi."

Ait olduğumuz kültür, yetiştiğimiz ortam ve zamanında özdeşim kurduğumuz kişiler bizim olaylar karşısında zaman zaman belli kalıplar halinde olumsuz tepkiler vermemize neden oluyorlar. Çoğunlukla bilinçdışı bir süreçte oluşan bu yargılarımız öyle hızlı zihnimizden geçiyor ki buna bağlı olarak öfkeleniyor ya da kabalaşabiliyoruz. Biraz olgun bir yapıdaysak tepkimizi göstermeden kendi içimizde yaşayabiliyoruz ancak değilsek aynı zihinsel kalıplar bizi karşımızdakine hakaret edebilecek ya da şiddet gösterebilecek kadar olumsuz davranışlara sevk edebiliyor.

Psikoterapi kuramları arasında sıklıkla başvurulan bilişsel davranışçı psikoterapi de kişide oluşan olumsuz bir takım duyguların, onun zihninden çok hızlı geçen ancak çoğu zaman fark edemediği düşüncelerin bir sonucu olduğunu iddia eder. Bilişsel davranışçı psikoterapinin başvurduğu teknik ise en genel anlamıyla, kişiye olumsuz düşüncesini fark ettirmek ve bunu değiştirmesi yönünde ona rehberlik etmektir. Eğer kişi bunu başarabilirse, duygusunun da bundan olumlu yönde etkileneceği savunulur. Zihnimizden geçen olumsuz düşünceleri fark etmek için onun üzerinde bir denetimi ve kontrolü ele almamız gerekir. Bunun için de öncelikle zihnimizin çalışma prensiplerini, zihnimizi kontrol eden ve onun gelişimine engel olan unsurların neler olduğunu tanımamız gerekmektedir.

Ötekini anlayamamak ve bulduğu her fırsatta değersizleştirmek hoşgörünün merkezi olarak bilinen bu topraklarda son zamanlarda en çok başvurulan yöntemler arasında... Kendimizi daha yakından tanır ve düşüncelerimize dışarıdan tarafsız bir şekilde bakabilirsek eğer bilinçdışımıza işlenmiş yargıların hayatımızı, huzurumuzu ve buna bağlı olarak kaderimizi ne denli şekillendirdiğini çarpıcı bir şekilde görürüz.

Hindistan'ın efsanevi lideri Mahatma Gandhi bunu yıllar önce fark etmiş olmalı ki, şöyle bir söz etmiş:

“Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelere dönüşür...
Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür…
Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür…
Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür…
Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür…
Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür…
Karakterinize dikkat edin, kaderiniz olur.”

 

Ümit AKÇAKAYA
Uzm. Psik. Dan.

Yorumlar

Görüntülenecek mesaj yok

Benzer içerikler

  • Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Bornova / İZMİR

    0546 585 2381

    umitakcakaya@gmail.com

    umitakcakaya.com
    Yükleniyor